Uğur TASLAK

Sağlık olsun, maksat iyilik yayılsın!



“Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır” Hermes Trismegistus.

HERMETİK FELSEFE 1. Zihinsellik Prensibi

Hermetik felsefeye göre, Yaratıcının yedi yaratıcı gücü, gökkuşağının yedi rengiyle sembolize edilir. Bu yedi yaratıcı güç, insan bedenine yedi hayati noktadan (Çakralardan) girerek yaşam enerjisi haline dönüşür. Hermetik felsefenin temelini oluşturan “Gerçekliğin Yedi Prensibi”, yaşamın devamını sağlarken aynı zamanda insan ile Tanrısal Zekâ arasında bir köprü oluşturan “İlahi İrade Kanunları” ya da “Kozmik Yasaları” belirler.

1-Zihinsellik Prensibi: “Bütün Zihindir, Evren Zihinseldir”

Hermetik felsefenin ileri sürdüğü “gerçeklik madde değildir” söylemiyle modern bilimin “madde, enerjinin özel bir şeklidir” ifadesi neredeyse aynı şeyi ifade eder.

Evrenin “Bütün’ ün zihinsel bir yaratımı olduğu” ve yaratılanlar için geçerli olan yasalara sahip olduğu düşünülür. Hermetik Zihinsellik Prensibi, Evrensel Yasaları veya kozmik yasaları anlamamızı ve bu yasaları gelişimimiz yolunda kullanmamızı kolaylaştırabilir.

Zihnin evrenin temel yapısını ve her şeyin zihinsel bir doğaya sahip olduğunu ifade eden bir felsefi görüşü yansıtır. Bu ifade, evrenin ve içindeki her şeyin bir tür zihinsel fenomen olarak anlaşılması gerektiğini öne sürer. Yani, zihin ve evren arasında bir ayrım yapmadan, her ikisinin de bir bütünün parçaları olduğunu ve birbirleriyle etkileşimde bulunduğunu ifade eder. Bu görüş, bilinç ve gerçeklik arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışan felsefi ve metafizik tartışmalara katkıda bulunur.

Anlaşılan o ki her şey zihinde yarattıklarımızdan ibarettir. İsteklerimiz, eylemlerimiz, düşüncelerimiz, yani kafamızda yarattığımız her şey, zihnimizde şekillenerek zamanı geldiğinde gerçeklikte olgunluğa erişir ve gerçekleşir. Belki de bunların hiçbirinin bilinçli olarak istenmediği düşünülebilir.

Ayrıca insanlar genellikle kendi olumsuz karar ve eylemleri için başkalarını sorumlu tutmayı tercih ederler. Bu, geliştirdiğimiz bir savunma mekanizması veya bir özgüven geliştirme çabası olabilir ve biz bunun farkında olmayabiliriz. Ancak, kendi isteklerimizin sorumluluğunu başkalarına yüklemek veya sebebi başka birinde aramak sadece kendi kendimizi avutmaktan öteye gitmez. Bu şekilde davranarak gerçek anlamda bir fayda sağlayamayacağımı fark ettim.

Bazı durumlarda, iyi olanları kendi çabalarımıza, kötü olanları ise sadece kaderimize atfetme eğiliminde olabiliriz.

Görüldüğü gibi, olayların gelişimi süreçsel bir şekilde ilerler ve bu süreçte atılan adımlar genellikle olumsuz bir etki bırakabilir. Ancak, geriye dönüp baktığımızda, bugünkü durumumuzun nasıl şekillendiğini anlayabiliriz. Bu nedenle, düşündüğümüz “hata” aslında bizi istediğimiz hedefe ulaştıracak adımlardan biri olabilir. Her yeni başlangıç, geçmiş tecrübelerimize dayanarak bir öğrenme fırsatı sunabilir ve yanlış adım atmak sadece sürecin bir parçası olabilir. Her durumda, “hata yaptım” demek gerçeği tam olarak yansıtmayabilir. Doğru olan, farkındalıkla izlenen yolun adımlarını takip etmeye devam etmektir.

İsteklerimiz, öncelikle düşüncelerimizin oluşmasıyla başlar ve bu düşünceleri eyleme dönüştürerek harekete geçeriz. İsteklerimizin nedenini anladığımızda (ihtiyaç olur), amacımızı ve sorumluluklarımızı belirlediğimizde, duygular da ortaya çıkar ve eylemlerimizle sürecin sonunda isteğimizi gerçekleştiririz. Ancak, şu anda yaşadığımız durum sadece sürecin bir parçasıdır ve tamamlanmış halinin bir bölümünü temsil eder. Ulaşılan sonucu beğenmediğimiz durumlarda, onu değiştirmek, dönüştürmek, geliştirmek, farklı şekillerde denemek, kullanmak veya tamamen vazgeçmek gibi seçeneklerimiz vardır. Sonucu belirleyen biziz ve isteğimizi istediğimiz şekilde değiştirebilme veya dönüştürebilme gücümüz bulunmaktadır.

Oluyor olanın farkında olmak ve süreci doğru yöneterek katkıda bulunmak, isteklerimizin arzumuza uygun şekilde gerçekleşme olasılığını artırır. Ayrıca, şu anda olanın her zaman gelecekte olacak olanın en iyisinden daha kötü bir seviyede olduğunu anlamalıyız. Oluyor olan, biz farkında olmasak da planlandığı şekilde gerçekleşirken, kaderi suçlamak yerine olanı kabul etmek ve isteğimize göre süreci dönüştürme tercihi yine bizim elimizdedir. Özet olarak, yaptığımız tercihlerin sonuçlarının sorumluluğunu üstlenmek ve başkalarını suçlamaktan vazgeçmek önemlidir. Düşünce, istek ve planlamadan sonra gerçekleşenlerin sorumlusu olarak aynaya bakmamız yeterlidir. Diğer insanlar, bu sürecin nasıl gerçekleştiğini anlamamıza yardımcı olacaktır. Düşüncelerimiz, hangi konulara odaklandığımızı ve bu konularla ilgili akışa nasıl dahil olabileceğimizi gösteren ipuçları içerir. Yani, eğer bir şeyi deneyimliyorsak, bunun sebebi onu içselleştirmiş olmamızdır!

Oluyor olanları fark ettiğimizde, başlangıçta yaptığımız tercihlerin sorumluluğunu üstlenerek, değişimi veya dönüşümü sağlama gücüne sahip olduğumuzu fark ederiz. Bir durumun kontrolünü elinde tutmak veya başkalarına bağımlı hissetmek tercihlerimizin bir sonucudur ve bu tercihlerin sorumluluğunu üstlenmek bizim görevimizdir. Yapılacaklar listemizdeki görevleri sırasıyla tamamlamak, istediğimiz sonuçlara daha öngörülebilir ve istikrarlı bir şekilde ulaşmamıza yardımcı olacaktır.

İnsan, zihninde belirlediği hedeflere uygun olarak diğer insanları da kendisine çeker. Diğer insanlar, farkında olmasak da istediğimiz şekilde oyunumuzu oynamamıza yardımcı olmak için varlardır ve biz de onların kendi oyunlarını oynamalarına yardımcı olmak için varız. Bu nedenle, birbirimizle ortak yollarımız birleşir ve ortak bir amaca doğru ilerleriz, birbirimizin isteklerinin gerçekleşmesi için bir aradayız. Birimizin başarısı, başkasının stresten kurtuluşu olabilir. Mutluluğumuz, başka birinin büyük bir zevk olarak gördüğü başka bir şeyin parçası olabilir.

Bu evrende ne yalnızız ne de sürekli olarak hep birlikte olmak zorundayız. İnsanlar olarak, zaman zaman kendi başımıza zaman geçirmek ve bireysel deneyimler yaşamak da önemlidir. Ancak, birbirimize önem vermek ve birlikte ilerlemek de hayatın anlamını ve zenginliğini artırır. Karşılıklı destek, iş birliği ve empati ile birlikte hareket etmek, ilişkilerimizi güçlendirir ve daha tatmin edici bir deneyim sunar. Önemli olan, dengeli bir şekilde hem bireysel özgürlüğümüzü yaşamak hem de diğer insanlarla bağlantı kurmak ve paylaşmak arasında denge sağlamaktır.

İnsan, aramadığı hiç kimseyi bulmaz. Bulduklarınızın aradıklarınız olmadığını düşünüyorsanız, evrenin bu konuda yanılmayacağını hatırlamak önemlidir. İlk karşılaşma anında doğru bir uyum sağlamak, elmayı armutla karıştırmadan doğru birleşmeyi yapabilmek önemlidir. İş ortaklığı için bir araya gelen iki kişinin evlilik kombinasyonu olmadan zorlanarak birleştirilmeye çalışılması, uyumsuzluk doğurur ve mutluluk için doğru bir adım olmayabilir. Bu nedenle, kiminle ve ne için bir arada bulunduğumuzu hatırlamak, mutluluk ve tatmin için önemlidir.

#12liDüşündürme, #Başarı, #Bilinçaltı, #DüşünmeTekniği, #Denge, #ego, #Empati, #Etkileyici, #EtkiliDüşünme, #Farkındalık, #HayattaKalmaStratejileri, #iyilik, #KendiniSavunmaSanatları, #manevi, #MurphyKanunları, #Odaklanma, #OlumluDüşünce, #Planlama, #sağlık, #Tolerans, #YaratıcıDüşünce, #ZihinselSağlık, #şifa, #İletişim, #İyilikEnerjisi #Simbala, #Hermes, #Felsefe, #HermesTrismegistus, #Zihinsellik, #HermetikFelsefe,



Yorum bırakın

KISACA HEDEFİM

Öğrendiklerimi paylaşmayı, paylaştıkça daha fazlasını öğrenmeyi ve Simbala İyilik Enerjisi ile insanların kendi sihirli dünyalarındaki eşsizliği sağlamalarına yardımcı olmayı hedefliyorum. Simbala, çözüme yönelik bir disiplin ve benzersizlik arayışında olan herkesin hayat kalitesini yükseltme ve kendini keşfetme yolculuğuna rehberlik etmek için burada.

Haber bülteni