6- Sebep ve Sonuç prensibi: Evrende her olayın bir sebebe bağlı olduğu ve her sebebin bir sonuç doğurduğu ifade edilir. Bu prensip genellikle kabul edilen bir gerçektir.
Herhangi bir olayın gerçekleşmesi için bir sebebin var olması gerekmektedir. Bu sebep bilinçli ya da bilinçsiz olarak tetiklenebilir. Ancak her durumda bir sebep olduğunda bir sonuç ortaya çıkacaktır. Her eylem bir karşılığa bir tepkiye sahiptir ve her tür niyeti içerebilir. Bir eylem gerçekleştiğinde, o eyleme yönlendiren niyete uygun bir sonuç mutlaka ortaya çıkar.
Yani, niyetin gerçekleşmesi için sebep eyleme dönüştürülürken, sonuç da niyete uygun bir şekilde gelişir.
Sebep ve sonuç ilişkisi, bir yolculuğun planlanması ve hedefe doğru ilerlenmesiyle de açıklanabilir. Eyleme geçirilen sebep, belirlenen varış noktasına ulaşmamızı sağlayacak olan yolun belirlenmesinde etkilidir.
Bu noktadan hareketle, herhangi bir şeyin kendiliğinden olmadığını ve her şeyin sebep-sonuç ilişkisiyle gerçekleştiğini ve dolayısıyla rastlantıların olmadığını iddia edebiliriz. Var olan her tür niyeti içeren planlar olsa da evrensel yasaların altında yüksek bir evrensel planın her zaman egemen olduğunu düşünebiliriz.
Yaşamın oyununda sürekli seçeneklerle karşılaşırız, seçim yapar ve belirlediğimiz bu istikametle yolumuza devam ederiz. Her seçenek bir yol sunar ve belirlenen yol bir istikamet ve sonuç vaat eder. Yön ve istikametin varacağı nokta baştan belli olduğu halde ulaştığımız sonucu beğenmemek, yalnızca insanlara özgü bir özellik gibi görünmektedir.
Beklenti içinde olma durumu sürekli bir beklenti içinde olma halidir. Sanırım karşıdan bir beklenti içinde olmak, kendi yapacağımız eylemlere nazaran daha kolaydır. Tezatlıklar, iyi ve kötü gibi kelimelerle ifade edilebilirken; olumlu-olumsuz, aktif-pasif, evet-hayır, hızlı-yavaş, dolu-boş, görünen-görünmeyen, ışık-gölge gibi kelimeler de tezatlıkları yansıtır.
Yıllar boyunca her zaman en son teknolojik cihazları kullanmak istedim, ancak hangisi en son teknolojiydi şimdi hatırlayamıyorum. Aslında herkes ve her şey “kendi zamanında” mükemmeldir. Zamanı geçince en son mükemmel olan hep bugünkü mükemmel ile yer değiştirir. Ayrıca, bugün kötü olarak algıladığımız şey, yarının iyisine olan geçişin habercisi olabilir. Kısacası, iyi ve kötü sadece bakış açımıza bağlıdır ve bu bakış açısı ve tutumumuz, duygularımızı etkiler.
Her başlangıcın bir sonu olduğu gibi, gelinen sonun da yeni bir başlangıcı beraberinde getirdiği söylenebilir. İkisi arasında ise bir yol bulunur ve bu yolculukta bazı kuralları ve takip edilecek adımları takip etmek önemlidir. Bu kuralları ve adımları göz ardı etmek, bir dizi yaptırıma yol açabilir veya olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Yaşamın doğası gereği her şeyin geçiciliği ve değişim süreci vardır. Zamanla her şey aşınır, bozulur ve yaşlanır. İnsanlar, nesneler, ilişkiler ve deneyimler, zamanın etkisiyle değişir ve dönüşür. Her şeyin bir ömrü vardır ve bu süre boyunca ruh gelişimi için bir dizi ders ve deneyim sunulur.
Ölüm yaşamın doğal bir parçasıdır ve her canlının başına gelecek bir olaydır. Hayatın geçici olduğunu ve sonunun ölümle geleceğini kabullenmek önemlidir. Ölüm, yaşamın döngüsünün bir parçasıdır ve her şeyin sonunu işaret eder. Bu bilinç, yaşamın anlamını ve değerini daha iyi anlamamızı sağlar.
Her deneyim bizi bir sonraki adıma yönlendirir ve kişisel gelişimimize katkıda bulunur. Sebep-sonuç ilişkisiyle başlayan bir süreç, bir başlangıcın sonuyla tamamlanır ve yeni başlangıçlara yol açar. Her deneyim, öğrenme ve büyüme fırsatı sunar.
Yaşamın akışıyla birlikte bu süreç devam eder ve sürekli bir dönüşüm halindedir. Her deneyim, bizi yeni fikirlerle, bilgilerle ve perspektiflerle tanıştırır. Bu da bizim düşünce yapımızı genişletir ve anlayışımızı derinleştirir. Kişisel gelişimimiz için önemli olan bu süreç, içsel bir dönüşüm ve olgunlaşma sağlar.
Deneyimlerimizden aldığımız derslerle bir sonraki adıma geçeriz ve bu şekilde kendimizi sürekli olarak geliştiririz. Yeni deneyimler bizi yeni fırsatlarla karşılaştırır ve hayatımıza yeni anlamlar katar. Bu süreçte, açık fikirli olmak, öğrenmeye ve büyümeye istekli olmak önemlidir.
Yaşamın akışı içinde her deneyim, bir sonraki adımı belirlememize yardımcı olur. Sebep-sonuç ilişkisiyle hareket eden bu süreç, kişisel gelişimimize katkıda bulunur ve bizi sürekli bir dönüşüm içinde tutar. Bu süreci anlamak ve değerlendirmek, yaşamı daha zengin ve anlamlı kılar.
Yaşamın geçici doğasını kabul etmek ve ölümün varlığını anlamak, bizi daha iyi bir anlayışa ve içsel dengeye yönlendirebilir. Bu kabullenme, şimdiki anın değerini daha iyi anlamamızı sağlar. Her anı bilinçli bir şekilde yaşamak, hayattan en iyi şekilde yararlanmamıza yardımcı olur.
Aynı zamanda, ölümün varlığıyla birlikte, değerli olan şeylere daha fazla önem verme eğiliminde oluruz. Yaşamın kısa süreli olduğunu ve ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi kavrarız. Bu da bizi daha derin bir anlam arayışına yönlendirir ve yaşamı daha anlamlı ve değerli kılar.
Sebep-sonuç ilişkisiyle başlayan her süreç, bir başlangıcın sonuyla tamamlanır ve bir sonraki deneyime geçişi sağlar. Bu süreçte deneyimlerimizden öğreniriz ve büyürüz. Her deneyim, bizi bir sonraki adıma yönlendirir ve kişisel gelişimimizi destekler.
Yaşamın döngüsünü ve doğal akışını kabullenmek, değişime uyum sağlamamıza yardımcı olur. Başlangıçlar ve sonlar yaşamın doğal bir parçasıdır ve bu değişime uyum sağlamak önemlidir. Bu kabullenme ve uyum, iç huzur, anlayış ve kabullenme yeteneğimizi geliştirir.
#12liDüşündürme, #Başarı, #Bilinçaltı, #DüşünmeTekniği, #Denge, #ego, #Empati, #Etkileyici, #EtkiliDüşünme, #Evren, #Evrensel, #EvrenselYasalar, #Farkındalık, #Felsefe, #HayattaKalmaStratejileri, #Hermes, #HermesTrismegistus, #HermetikFelsefe, #iyilik, #KendiniSavunmaSanatları, #Kibir, #manevi, #MurphyKanunları, #Odaklanma, #OlumluDüşünce, #Planlama, #sağlık, #Simbala, #TekabülPrensibi, #Tolerans, #YaratıcıDüşünce, #Zihinsellik, #ZihinselSağlık, #şifa, #İletişim, #İyilikEnerjisi

Yorum bırakın