Çekim yasasının anlamı her zaman etkileyici gelmiştir. Ancak bu yasanın tanımını ve anlamını kavramak benim için zor olmuştu. Bu konuda yazılmış eserler, makaleler, haberler ve kitaplar anlamamı geliştirmeme yardımcı oldu.
Yakın zamana kadar, tüm bunların benim çekimim sonucu ortaya çıkmış olamayacağını veya tüm bunları bilinçli olarak çekmeyi istemiş olamayacağımı düşünürdüm. Ancak daha sonra, yaşanan olaylara daha fazla odaklanarak, bunların neden ortaya çıktığını anlamaya çalıştığımda, olayların başlangıç hallerini ve süreçlerini tekrar gözden geçirdim ve aslında hayatımı nasıl şekillendirebildiğimi fark ettim. İnsan bazen huzur, bazen huzursuzluk arar, tıpkı şekerli gıdalar tükettiğimizde su ihtiyacımızın artması gibi. Vücudumuza, zihnimize, yaşamımıza, kısacası her duruma denge getirmenin gerekliliğini ve tolerans sınırlarımıza uygun bir denge noktası oluşturmanın önemini anladım.
Çekim yasası, genellikle düşüncelerimizin ve duygularımızın odaklandığı şeyleri çektiğini iddia eder. Yani, zihnimizde yoğunlaştığımız, istediğimiz veya endişelendiğimiz şeylerin, yaşamımızda kendilerini gösterme eğiliminde olduğunu belirtir. Örneğin, olumlu düşüncelerle, pozitif duygular ve beklentilerle odaklandığımız bir hedef veya istek, çekim yasası gereği bize daha fazla olumlu deneyimler getirebilir. Benzer şekilde, olumsuz düşünceler ve negatif duygularla yoğunlaştığımız bir konu, daha fazla olumsuzluk deneyimi yaşatma eğiliminde olabilir.
Her bireyin kendine özgü deneyimleri, algıları, düşünceleri ve inançları olduğu için, çekim yasasının etkisi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Her insanın zihinsel durumu ve geçmiş deneyimleri farklı olduğundan, çekim yasasının etkisi de bireysel farklılıklar gösterebilir. Bazı insanlar olumlu düşüncelere odaklandıklarında hedeflerine daha kolay ulaşabilirken, diğerleri için bu süreç daha zor olabilir. Ayrıca, bazı durumlarda çekim yasasının etkilerini tam olarak gözlemlemek ve anlamak da zaman alabilir.
Önemli olan, kendi deneyimlerimiz ve farkındalığımızla çekim yasasını anlamaya çalışmak ve nasıl işlediğini kendi yaşamımızda gözlemlemektir. Kendi düşüncelerimize ve duygusal durumumuza dikkat etmek, pozitif düşünceleri beslemek ve olumlu eylemlerle desteklemek, genellikle daha olumlu sonuçlar elde etmemizi sağlayabilir. Ancak, çekim yasasının her durumda mutlak bir doğruluk taşımadığını ve her isteğin tam olarak gerçekleşmeyebileceğini de unutmamak önemlidir. Hayatın karmaşıklıkları ve diğer etkileyen faktörler göz önüne alındığında, çekim yasası sadece bir etken olarak değerlendirilmelidir. Her bireyin deneyimleri ve algıları farklı olduğundan, çekim yasasının nasıl işlediği de kişiden kişiye değişebilir.
Bazı durumlarda isteklerimizin gerçekleşmemesi, daha büyük bir planın parçası olabilir veya daha iyi bir şeyin yerine gelmesine izin verebilir. Bu nedenle, çekim yasasını anlarken, mutlaklık, teslimiyet ve kabul gibi kavramları da dikkate almak önemlidir. Bazen isteklerimizi bırakmak veya açık olmak, bize daha iyi bir deneyim veya yönlendirme sunabilir. Bu nedenle, çekim yasasıyla birlikte mutlak durumu da göz önünde bulundurmak, daha kapsamlı bir anlayış ve denge sağlayabilir.
#12liDüşündürme, #ölüm, #Başarı, #Bilinçaltı, #DüşünmeTekniği, #Denge, #ego, #Empati, #Etkileyici, #EtkiliDüşünme, #Evren, #Evrensel, #EvrenselYasalar, #Farkındalık, #Felsefe, #HayattaKalmaStratejileri, #Hermes, #HermesTrismegistus, #HermetikFelsefe, #iyilik, #KendiniSavunmaSanatları, #Kibir, #manevi, #MurphyKanunları, #Odaklanma, #OlumluDüşünce, #Planlama, #sağlık, #sebep-sonuç, #Simbala, #TekabülPrensibi, #Tolerans, #YaratıcıDüşünce, #yaşam, #Zihinsellik, #ZihinselSağlık, #şifa, #İletişim, #İyilikEnerjisi, #ÇekimYasası

Yorum bırakın