İnsanların kendilerine benzer düşünce ve enerjiye sahip bireylerle çevrelendiği fikri üzerine ne düşünüyorsunuz?
Kendinizi bir an için durup çevrenize bakarken bulun. Bu sizi çevreleyen çevrenizi, isteyerek veya istemeyerek, farkında olmasanız da siz mi oluşturdunuz?
‘Bu insanlar hayatıma nasıl girdi?’ ya da ‘Beni nereden buldular?’ diye merak ettiğiniz oluyor mu?
Böyle düşündüğümüzde, çevremizin sadece rastgele bir toplanmadan ibaret olmadığını, aslında iç dünyamızın, düşüncelerimizin ve enerjimizin bir yansıması olduğunu görebiliriz. Bu, evrenin bize sunduğu bir çeşit aynadır. Kendi enerjimizle benzer frekanstaki insanları çekiyor ve böylece birbirimizi buluyoruz. Konumuz kapsamlı olduğundan, yazımızla ilgili bir de video da yapıyoruz, Youtube kanalımıza bekleriz.
Bu sürecin gerçekleştiğini görmek, hayatımızdaki ‘tesadüflerin’ aslında ne kadar da planlı olabileceğini göstermiyor mu?
Bir ihtiyaç hissettiğimizde, bu ihtiyacı karşılama arzumuz ve duygularımızla bir ön algı, yani bir “değer yapısı ve inanç sistemi” oluştururuz. Bu aşamada, ihtiyacımızı karşılama yollarını araştırmanın bir gerekliliği olduğunu düşünürüz. Bir anda “ihtiyaç, değer (inançlarımız), düşünceler, duygular, eylem ve davranışlar” zinciri ile süreç çalışır ve bu da “ihtiyacı giderme mekaniğini” bize yansıtır.
İçinde yer aldığımız Toplum, bizi bu davranış ve hareketlerimizle tanır.
Bu nedenle, davranışlarımızı yeniden düzenlemek ve bu davranışların altında yatan ihtiyaçları yeniden değerlendirmek ve gerektiğinde yenilemek mümkündür. Davranışlarımız ve eylemlerimizle toplum içindeki yerimizi belirleriz.
İlgi Alanımızı şekillendirmek veya baştan kurmak;
Bu süreç, ‘benzerler birbirini çeker’ ilkesini hatırlatır bana; yani, benzer düşüncelere, değerlere ve enerjilere sahip insanlar doğal olarak birbirlerini bulur ve bir araya gelirler. Dolayısıyla ‘kitapseverlerin kütüphanede, alkol severlerin ise meyhanede buluşmaları’ tesadüf değildir. Neticede her kavanozun bir kapağı vardır; önemli olan kavanoza uygun olan kapağı bulmaktır.
“Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz.”
Yüzümüzü buruşturduğumuzda karşımızdakilerin de yüzlerini buruşturduklarını, sinirli baktığımızda onların da sinirli baktıklarını, sırtımızı dönüp gittiğimizde onların da sırtlarını dönüp gittiklerine şahit oldunuz mu?
İlişkiler, eylemlerimizin aynasıdır. Aynada yansımayı nasıl görmek istiyorsak, aynaya o şekilde bakarız. İlişkilerimize, yani aynamız olan diğer insanlara da aynaya baktığımız gibi bakmak ilişki kalitesini arttırmak adına önemlidir.
Sıklıkla ‘Sen, çevrende en çok zaman geçirdiğin beş kişinin ortalamasısın’ denir. En çok vakit geçirdiğimiz insanlarla derin bir etkileşim ve alışkanlık alışverişi içerisindeyizdir. Zamanla, birbirimizin düşüncelerine, tepkilerine, beklentilerine ve hatta ifade biçimlerine o kadar alışırız ki, bu bir tür bağımlılığa dönüşebilir.
Peki sizin hayatınızdaki ‘ilk beş’ kimlerden oluşuyor?
Her konudaki ilk beş önceliğimizi seçerken bilinçli farkındalık ve oluşturduğumuz seçeneklerin yeterliliği, yaşam kalitemizi ve hevesimizi artırabileceği gerçeği inkâr edilemez. O halde ilk tercihlerimiz konusunda sizi farkındalığa ve gerekli görüyorsanız da bir dönüşüme davet ediyorum.

İçerik Doğal ve Yapay Zekanın ortak çalışmasıdır.

Yorum bırakın