Bu yazı, kilo kontrolü ve sağlıklı yaşamın önemini vurgulamak, yaşam kalitenizi artırmaya yönelik adımlar atmanızda sizi bilinçlendirmek amacıyla kaleme alınmıştır. Çünkü sağlıklı bir yaşam sürmek, kişisel bir seçim ve sürekli bir yolculuktur ve bu yolculukta eğitimli ve bilinçli kararlar vermek, sadece bugünümüzü değil, geleceğimizi de şekillendirir.
Kendi deneyimlerime dayanarak, sağlığımız ve beslenmemizle ilgili kararları alırken bilgi ve farkındalığın kritik rol oynadığını anlamış bulunuyorum. Her bireyin bu konuda kendini eğitmesi ve bilinçlenmesi gerektiğine inanıyorum. Bu sürecin karmaşıklığı ve kişisel farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda da kilo yönetimi ve sağlıklı beslenme konularında profesyonel destek almanın son derece önemli olduğundan bahsediyorum. Ayrıca, yardımsever profesyoneller ve gönüllü uzmanlarca yaratılan bilgilendirici ücretsiz kaynaklar ve eğitimlerin olduğundan da bahsediyorum. Dolayısıyla, bu konularda yetkin bir profesyonelden size uygun rehberlik ve destek almanın öneminin de altını çizerek konuya başlıyorum.
Bazal Metabolizma Hızı (BMH) kavramı pek çoğumuz için tanıdık bir kavram olabilir. Ancak, ben bu alışılagelmiş tanımın ötesinde, kavrama yeni bir bakış açısı kazandırmak istiyorum. BMH, genellikle bedenimizin herhangi bir fiziksel aktivite gerçekleştirmeden, yani dinlenme halindeyken ihtiyaç duyduğu minimum enerji miktarı olarak tanımlanır.
Bu temel enerji ihtiyacına, günlük gerçekleştireceğimiz aktiviteler için gerekecek olan enerji miktarını da eklediğimizde, toplam günlük kalori ihtiyacımızı hesaplamış oluyoruz.
Bu süreci anlamak için kullanabileceğimiz bir benzetme var: Arabamıza bir depo benzin aldığımızı düşünün. Araba, trafikte hareket ederken veya park halindeyken rölanti modunda çalışırken enerji tüketir. Benzin, arabanın bu temel ve aktivite ile ilgili tüm enerji ihtiyaçlarını karşılar.
Arabanın deposundaki benzin miktarı, aracın belirli bir süre içinde gerçekleştireceği faaliyetler için yeterlidir. Eğer araca ekstra yakıt depoları eklersek, bu yedek yakıt aracın yükünü artırır ve gereksiz enerji tüketimine, motorun daha hızlı yıpranmasına ve dolayısıyla aracın ömrünün kısalmasına yol açabilir. İşte, bu benzetme, insan vücudunun karmaşık yapısı ile diğer sistemlerden ayrılsa da benzerlikleri itibarıyla BMH ve günlük enerji tüketimimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
Aracımıza ne kadar yakıt doldurabileceğimizin sınırı, onun deposunun kapasitesi ile belirlenir. Ancak, olası bir durum için – örneğin, uzak bir yerde yakıt ikmal noktası bulamama ihtimaline karşı – yedek bir yakıt deposu taşımak akılcı bir önlem gibi görünebilir. Fakat, bu yedek depolar zamanla aracın ekstra yüküne dönüşebilir, gereksiz enerji tüketimine yol açabilir, motorun daha hızlı aşınmasına ve dolayısıyla aracın ömrünün kısalmasına neden olabilir.
Bu arada tıpkı kendimize de yapıyor olduğumuz gibi, neden bu ekstra depoları aracın üzerinde taşıma ihtiyacı hissederiz? Bu yakıtın bizi ne kadar süre idare edeceğini veya ne kadar mesafe kat edebileceğimizi düşünerek mi hareket ediyoruz? yoksa bir tür ‘yeterlilik’ veya ‘güvence’ arayışına mı bağlı bu yaptığımız? Eğer aracımızla ne yaptığımızın tam olarak farkında olsaydık, yine de bu ekstra yedek depoları araçla beraber taşır mıydık? Eğer bu durumun farkındaysak ve yine de böyle yapmak istiyorsak, bizi bu kararı almaya iten içsel sebepler neler olabilir?
Kalori kavramı, diyet ve egzersiz konuları bağlamında sıkça karşımıza çıksa da aslında bir fizik terimidir. Ben mevcut konumuzdaki anlamına değineceğim. İnsan vücudu için kalori kavramının kullanımı dinlenme, uyku ve fiziksel aktivite sırasındaki enerji tüketiminin bir ölçüm birimi olarak işlev görür. Vücudumuz, besinleri yakarak yaşamsal fonksiyonlarını sürdürebilmek için gerekli enerjiyi elde eder ve bu süreçte tüketilen enerji miktarı kaloriler cinsinden ölçülür.
Besinlerin kalori değerini belirlemek için kullanılan çeşitli yöntemler mevcuttur, yine de ben bu yazıda odaklanmak istediğim metot, besinlerin yanması ile oluşan ve ölçülen kül (atık) miktarına dayanan ölçüm metodudur. Bu metot ile yiyeceklerin potansiyel kalori miktarı belirlenebiliyor. Zira, tükettiğimiz besinlerden ne kadar enerji elde edebileceğimiz ve bu enerji dönüşüm sürecinde ortaya çıkan atık miktarı, sağlığımız açısından büyük önem taşır. Bu nedenle, arabalara yaptığımız benzetmeyi şimdi kendi bedenimize, yani ‘canlı aracımıza’ uygulama zamanı gelmiştir. Arabamız için gösterdiğimiz özeni ve yukarıda sorduğumuz soruları kendi bedenimiz için de sorarak ve cevaplarını gözeterek, farkında ve bilinçli kararlar almamız gerektiğini hatırlamalıyız.
Örneğin, benim Bazal Metabolizma Hızım günde 1900 kaloridir ve ortalama günlük aktivitelerim ekstra 600 kalori harcamama neden olur. Bu durum, toplam günlük kalori ihtiyacımın ortalama 2500 kalori olduğunu gösterir. Bu hesaplama, benim için gereken enerji miktarını net bir şekilde belirtir. Ancak bu miktarın üzerine alınan her ekstra kalori, farkında olsam da olmasam da, vücudumda biriken fazlalıklara dönüşür. Psikolojik etkenler de dahil olmak üzere, bu fazla kalorilerin biriktirilmesi için kendime birçok sebep bulabilirim ve bu konuda kendimi ikna edebilirim. Burada bahsettiğim depolama, vücudumuz için gerekli ve normal seviyedeki depolamadan ziyade, aşırı durumlarda gerçekleşen bir depolamadır. Bu, bir hesap meselesidir ve mantıklı düşünüldüğünde, gereğinden fazla kalori almanın ve bunları biriktirmenin sağlığımız için çok gerekli olmadığı sonucuna varabiliriz.
Şimdi kendimize, yani ‘biyolojik aracımıza’ dönersek, bu soruları kendimize sormamız gerekir: Anlık olarak ihtiyaç duymadığımız halde neden bu normalin dışındaki ‘yedek enerji depolarını’ bedenimizde taşımak istiyoruz? Bu fazladan enerji, bedenimiz için uzun vadede gereksiz bir yük haline gelip, yorulmamıza, yaşlanmamıza ve ömrümüzün kısalmasına sebep olmayacak mı? Bu enerji depolarını, gerçekten ne kadar süre veya ne kadar mesafe için ihtiyaç duyarak dolduruyoruz, yoksa bilinçdışı mı hareket ediyoruz? Eğer bedenimize yaptığımızın farkındaysak, bizi bu eyleme iten gerçek sebepler nelerdir? Ve gerçekten bu durumların farkında mıyız?
Bu sorular, enerji tüketimi ve depolama alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz için bizi teşvik eder. Normalin dışında fazla enerji depolamanın bedenimize olan etkilerini anlamak ve bu konuda bilinçli kararlar almak, sağlığımız için kritik öneme sahiptir. Bu enerji depolarını gerçekten ne kadar süre veya ne kadar mesafe için ihtiyaç duyarak dolduruyor olduğumuz konusunda bir farkındalığa çağırmak istiyorum tüm okuyucuları.
Bazen farkında olmadan, bazen de bilerek yemek yediğimi fark ediyorum. ‘Canım istiyor’ diyerek kendimi serbest bırakıyorum. Annemin çocukluğumda bana söylediği gibi, ‘Yemek bulduysan ye, dayak bulduysan kaç.’ İnsanlar genellikle yemek bulduklarında ekstra bir sebep aramadan yemeye meyillidirler, bu da modern zamanların bir yansıması olabilir: Var olanı tüketiyoruz ve hep var.
Bu, yalnızca besinlerin tüketilmesiyle de sınırlı bir durum değildir. Zira ediklerimizin kaloriye dönüşmesi ve vücudumuzun bu enerjiyi kullanmasının ardından, vücudumuzdan atılması gereken atıklar oluşur. Bu sürecin farkında olmak önemlidir, ancak her zaman gereken iradeyi veya gücü kendimizde bulamayabiliriz.
Yardım istemek veya bir uzmana danışmak zor değildir ve kesinlikle ayıp da değildir. Sağlık profesyonellerinden destek almak, eksikliklerimizi kabul etmekten ziyade, kendimize karşı bir sorumluluk anlamına gelir. Diyetisyenler, egzersiz antrenörleri ve sağlık uzmanlarından alınan tavsiyeler yaşamsal öneme sahip olabilir. Bu uzmanlar, sosyal sorumluluk bilinciyle veya diğer nedenlerle ücretsiz eğitici içerikler de sunarlar. En azından kendimiz için bu içerikleri takip ederek, bilinçli ve eğitimli bir birey olma yolunda ilerleyebiliriz. Uzmanların sunacağı bilgilerden tam anlamıyla yararlanmak, kendimize verebileceğimiz kıymetli bir hediyedir.
Bazal Metabolizma Hızı ve Günlük Kalori Alım Miktarı kavramlarının anlamlarına farklı bir yaklaşım; besinlerin sindiriminin vücutta bıraktığı atıkları konusunu da ekleyerek, bu kavramların yansıtabileceği anlamları genişletme yönünden yeniden değerlendirilmesi olurdu. Yani, bu ifade ile kavramlara daha geniş bir perspektiften bakılması gerektiği ve bu sayede daha kapsamlı bir anlayışın geliştirilmesi amaçlandığı anlaşılmalıdır.
Bu ifadelerin aynı zamanda, enerji üretimi esnasında oluşan ‘kirlilik’ miktarının vücudun tolere edebileceği sınır seviyeyi, yani “kire” direnç seviyesini de gösteren parametreler olabileceğini düşünüyorum. Belirlenen kalori miktarının sadece gereken enerji miktarını değil, aynı zamanda bu enerji üretilirken ve vücutta işlenmesi esnasındaki zorlanma derecesini ve oluşacak atık yönetimini de kapsayacağından bir tür “vücut direnç ölçütü” olabileceğidir .
Vücudumuzun işleme ve sağlıklı bir şekilde çalışma kapasitesi vardır, ve Bazal Metabolizma Hızı ve Günlük Kalori Alım Miktarı kavramları bu kapasitenin veya seviyenin de bir göstergesi olabilirler. Bu yaklaşım, bu kavramları daha geniş bir perspektiften değerlendirerek, vücudun enerji metabolizması ve atık yönetimi kapasitesine dair daha kapsamlı bir anlayış sunuyor.
Pratikte, bedenimiz belirlenen kalori miktarını normalde işleyebilecek kapasitededir. Ancak, gereğinden fazla besin tedariki, bedenimizin yedek enerji depolarını doldurur ve sonuç olarak depolama kapasite ve performansının artmasına sebep olur. Yani, vücudumuzun kalori işleme kapasitesini aşan herhangi bir fazlalık, yeni bir yük olarak kabul edilir ve bu da bedenimizin daha fazla enerji harcamasına ve zamanla yorulmasına yol açar. Bu durum onun için yeni faza geçmektir. Çünkü bedenimiz bu yeni duruma uyum sağlamalıdır!
Şunu unutmamak gerekir: “Her eylemimizin bir sonucu ve her seçimimizin bir bedeli vardır.” ‘Ne olacak ki, biraz daha yiyeyim’ düşüncesi cazip gelebilir, ancak her yeni durum, üzerinde düşünmemiz gereken yeni sorumluluklar ve karşılaşacağımız muhtemel sonuçlar getirir. Sağlığımız, yalnızca bugün değil, gelecekte de bizi taşıyacak en değerli varlığımızdır. Bu nedenle, en uygun sağlık uzmanını bulmak ve kendimizi sürekli olarak eğitmek, sadece kendimize karşı değil, sevdiklerimize karşı da üstlendiğimiz bir sorumluluktur.
Hayat, sürekli değişen bir döngü içinde devam ederken, her seçimimiz bizi yeni bir yolculuğa çıkarır. Bu yolculukta alınan her tatminin, ödenmesi gereken bir bedeli vardır. Bu, ‘Son pişmanlık neye yarar, her şeyin bir bedeli var’ sözlerini anımsatır.
Kendimizi tanımakla başlayan bu yolculuk, bize başkalarını anlama ve dünyayı daha geniş bir perspektiften görebilme fırsatı sunar. Sonuçta, yaşamımızın ana konusu biziz ve değişim için en iyi başlangıç noktası da kendimiziz. Haydi, bugünden itibaren sağlığımıza yönelik daha bilinçli kararlar almaya ve kendi yaşam yolculuğumuzda aktif bir rol oynamaya başlayalım!
İçerik Doğal ve Yapay Zeka ortak çalışmasıdır.


Yorum bırakın