Uğur TASLAK

Sağlık olsun, maksat iyilik yayılsın!



Bir konuya ‘Bakış Açısını Değiştirdiğinizde’ Ne Olabilir ki?

Bu soruyu kendinize soruyor ve merak ediyorsanız, kendinizi test edebilirsiniz. Bu sözleri uzun zamandır duyuyorum, okuyorum ve uygulamaya çalışıyorum.

Belki bir örnek üzerinden hareket etmek konuyu daha anlaşılır hale getirebilir. Sonuçta, her şey kontrollü yapıldığında, güç gerçek bir güç unsuruna dönüşebilir.

Bu serinin ilk bölümündesiniz. Seriyi baştan sona takip etmek, konuları daha iyi kavramanıza yardımcı olabilir.

“Gider Kavramına Yeni Bir Bakış: Mutluluğun Anahtarı Olabilir mi?”

İlk Farklı Bakış Açısı:

FATURALARIMIZ VARSA, YAŞIYORUZ DEMEKTİR.

Faturalarınız varsa, bu aslında yaşadığınızın en somut kanıtıdır. Eğer yaşamınız hakkında şüpheleriniz varsa veya onaylanmaya ihtiyaç duyuyorsanız, bu bakış açısı size iyi gelebilir. Çünkü faturalar, “bir yaşam” sürdüğümüzü, sorumluluklar aldığımızı ve bizden beklentileri olan bir çevremiz olduğunu gösterir.

Faturalarınızı ödeyebiliyorsanız, karşılığında konfor alanınızı sağlıyor ve güvenliğinizi koruyorsunuz demektir. Aslında bu, yalnızca bir hizmet bedeli değil, aynı zamanda güvenlik için yapılan bir ödemedir. Konfor alanınız, kendinizi güvende hissettiğiniz, hayatınızı sürdürebildiğiniz alandır.

Yani ödenecek faturalar, satın aldığımız veya kiraladığımız, güvenlik alanımızı sağlamak adına yarattığımız ihtiyaçlarımızın karşılığında ödediğimiz bedellerdir.

EĞER FATURALARINIZDAN MUZDARİP İSENİZ, BU DURUM SİZE İHTİYAÇLARINIZI YENİDEN DÜZENLEMEK VE FARKINA VARMAK İÇİN BİR ŞANS OLABİLİR.

Şöyle düşünüyor olabilirsiniz: “Hayat bazılarına daha güzel!” Ancak hatırlamak gerekir ki, hepimiz yaşamın başlarında emekliyorduk.
Bazılarımız emekleyemedi bile. Kimimiz ayağa kalktı, yürüdü, koştu ve zirvelere çıktı. Kimimiz onları izledik, kimimiz ise farklı yollarla “iyi bir hayat” sürdüğüne inandığımız insanlara hayran kaldık.
Bazılarımız bu insanları örnek aldı ve “Ben de yaparım” dedi.

Peki siz bu dönemde ne demiştiniz?
Şu sıralarda ne düşünüyorsunuz?
Neyi farklı düşünmüş olabilirsiniz?

Bu sorulara dürüst cevaplar vermek, kendi içsel kurgularımızı test etmemize ve yeniden şekillendirmemize yardımcı olabilir. Acaba onlar gibi düşünseydik, sonuç ne olurdu?

Hayır, hiçbir şeye geç kalmış değiliz.
Çünkü yapmamız gereken tek şey farkındalıkla, ne yapmak istediğimize karar vermek, bunun yolunu yordamını öğrenmek ve harekete geçmektir.

Farklı platformlarda da bahsediyorum; bırakın başkaları size kendi başarı hikayelerini anlatsınlar. Bunun ne sakıncası olabilir ki? Belki de ilham alırsınız. İlham almasanız bile, kendi yaşam mekanizmanız için yeni bir teknik öğrenmiş olabilirsiniz.

Mesela kredi kartı almak istediğinizi düşünelim. Bankaya müracaat ediyorsunuz ve banka, “Kredi Kartı Alabilme Şartlarını” taşıyıp taşımadığınızı kontrol ediyor. Eğer şartları yerine getiriyorsanız, kredi kartınız hemen adresinize postalanıyor. Daha sonra, daha üst limitli ve farklı özellikler sunan bir kredi kartı almak istediğinizde de aynı süreç işliyor. Yine şartları karşılıyorsanız, yeni kartınız size ulaşıyor. Yani yapmamız gereken tek şey, “ihtiyaç hissettiğimiz şey için” gerekli şartları yerine getirmek ve ardından başvurmak. Sonrası sırayla ilerler ve ihtiyaç ya da istek karşılanmış olur.

Peki isteği yaratan, ihtiyaç hisseden ve şartlar ağır geldiğinde vazgeçen kim? Elbette biziz. Egomuz, bu süreçte sorumluluğun bizde olmadığını söylemeye çalışsa da, gerçek hayatta egomuzu parlatmanın pek bir avantajı olmuyor. Sonuçta hepimiz kendi geçerli doğrularımızla hayatımızı yaşıyoruz. Algılarımız, kurgularımız ve yapılacaklar listemiz tamamen bizim sorumluluğumuzda olan konular.

Kredi kartı örneği, konuyu anlamamızda bize yardımcı olabilir. Bu örnekle anlatmaya çalıştığım şey şu: Bir ihtiyaç hissedip, yapmak istediğimizde, yapmanın şartlarını yerine getirirsek ve kendimizi o şartları karşılayacak seviyeye çıkarabilirsek, o ihtiyaç ya da isteğin karşılanması tıpkı kredi kartının adresimize postalanması gibi başvuru ve gerekli şartların kontrolü sağlandıktan sonra doğal bir şekilde gerçekleşir.

Bir konunun iç işleyişini anladığımızda, onu sürdürebilmek için pratik teknikler geliştirebiliriz. Belki de istediğimiz her şeyin gerçekleşmeme sebebi, işleyişi öğrenmek yerine başkalarından bizim adımıza yapmalarını beklememizdir.

İnsan zekası, karmaşık kurgular yapabilme yeteneğine sahip ve bu yetenek kullanıldığında büyük başarılara ulaşabiliriz. Kurgularımıza dönüp bakmak, yöntemlerimizi sorgulamak ve beklentilerimizi yeniden düzenlemek, bize daha fazla fayda sağlayabilir.

Eğer birileri bir şeyi başarabiliyor, başkaları başaramıyorsa, bunun sebebi ulvilik değil; büyük ihtimalle o iş için gerekli yeterliliği henüz kazanamamış olmamızdır.

Halk arasında sıkça duyduğumuz bir söz vardır: “Her işin bir raconu vardır.” Bu racon, isteklerin şekli, şartları ve düzenini ifade eder. Bir şeyi gerçekleştirmek istiyorsak, o işin raconuna uymak işimize yarayacaktır.

Bir sonraki bölümde, “Gider kavramına” yeni bir bakış açısı getirmek için bir arayışa gireceğiz.

Bir sonraki içerikte görüşmek üzere! Hoşça kalın!

İçerik Doğal ve Yapay Zekanın ortak çalışmasıdır.




Yorum bırakın

KISACA HEDEFİM

Öğrendiklerimi paylaşmayı, paylaştıkça daha fazlasını öğrenmeyi ve Simbala İyilik Enerjisi ile insanların kendi sihirli dünyalarındaki eşsizliği sağlamalarına yardımcı olmayı hedefliyorum. Simbala, çözüme yönelik bir disiplin ve benzersizlik arayışında olan herkesin hayat kalitesini yükseltme ve kendini keşfetme yolculuğuna rehberlik etmek için burada.

Haber bülteni