Uğur TASLAK

Sağlık olsun, maksat iyilik yayılsın!



Bakış Açısı Serisi: Finansal Alegoriden Kişisel Dengeye

Bakış açımızı değiştirerek, farklı bir perspektif geliştirme yolculuğumuza başladık. Hayatı bir bilançoya benzetme fikriyle çıktığımız bu yolda, şimdi serinin beşinci ve son içeriğine geldik.

Geçen bölümde, bilançomuzun Aktif bölümü hakkında konuşmuştuk. Şimdi ise bilançomuzun Pasif bölümü üzerine konuşmaya devam ediyoruz. Pasif bölüm, aktif bölümde yer alan dönen ve duran varlıklarımızın nasıl finanse edildiğini, yani bu varlıkları tedarik etmek ve muhafaza etmek için kullanılan kaynakları gösterir.

Dolayısıyla, kullanılan kaynakların kaynağını, yani bu varlıkların aslında kimin olduğunu öğrenmiş oluruz. Bu bölümde yer alan İç Kaynaklar, yani kendi kaynaklarımız, sermayemizi ve paylaşılmamış kârlarımızı içerir. Bu iç kaynaklar, pasif bölümün Özsermaye kısmında yer alır ve işletmenin ya da bireyin sahip olduğu varlık değerlerini temsil eder.

Pasif bölümde ayrıca işletmenin ya da bireyin sıklıkla kullandığı Dış Kaynaklar, yani borçlar ve yükümlülükler de yer alır. Bu, dış kaynaklardan sağlanan finansmanı ve bu kaynakların nasıl kullanıldığını gösterir. Böylece, pasif bölüm iki ana kategoride incelenir: Kendi Kaynaklarımız ve Yabancı Kaynaklar.

Bu bölümdeki her kalemin detaylı incelenmesi, işletmenin ya da bireyin finansal yapısını ve sağlığını daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Kısacası, kendimizi beslerken hangi kaynakları kullandığımız ve bu kaynakların içeriği hakkında bilgi edinmiş oluruz.

Aktif bölümünde toplamda sahip olduğumuz değerlere ulaştık. Pasif bölümünde ise, bu toplam değeri nasıl finanse ettiğimizi, yani kendi kimliğimizi nasıl beslediğimizi ve bu yapının muhafazasını ne ile sağladığımızı inceliyoruz.


Bu durum bana “Ne yersen sen osun” ilkesini hatırlatıyor.
Bilanço analiziyle “Neyim var?” ve “Ne kadarı gerçekten benim?” gibi sorulara net bir şekilde cevap verebiliyoruz.

Bilanço oluştururken, “tutturulmuş, gerçek olmayan bilançoların” aslında gerçekliğinin olmadığını hatırlamak önemlidir. Gerçek bilançolar, hata paylarını göz önünde bulundurarak sonucu tam değeriyle gösterir.

Peki, siz geçen yıl için kişisel bir bilanço yapsaydınız, bilançonuzdaki sonuç ne olurdu? Kâr mı, zarar mı, yoksa sıfır mı? Bu sonuç, o dönem içindeki kişisel gelişiminizi ve kendinize kattığınız yeni değerleri yansıtır. Sizin sonucunuz ne olacak, merak ediyorum.

Kişisel gelişim süreçleri bazen yorucu olabilir, biliyorum. Ben de bir zamanlar bu tür çalışmalara karşı çekingen olurdum.

Ancak unutmayın, öğrenmeniz gerekenleri öğrendiğinizde, her şey çok daha anlaşılır ve kolay hale gelebilir. Bu yüzden, bu deneyimi kendiniz için denemekten çekinmeyin. Ne dersiniz, kendinize bir şans vermek ister misiniz?


Gelir Tablosu: Dinamo Gibi Enerji Sağlayan Yapı

Şimdi de, tüm bu finansal dinamiği ve enerjiyi sağlayan bir yapıya bakalım. Ben bu yapıya “dinamo” diyorum, çünkü hareket enerjisiyle beslenen ve onu elektrik enerjisine dönüştüren bir yapı gibi, Gelir Tablosu da finansal performansımızın temelini oluşturur.

Gelir Tablosu, bilançonun ayrılmaz bir parçasıdır ve finansal sağlığımızı değerlendirmek için kritik bir araçtır.

Gelir Tablosu’nu kabaca şöyle tanımlayabiliriz:
Hatırlarsınız, çocukken “Aldım, verdim, ben seni yendim, gazeteye ilan verdim” diye oyun oynarken ebe seçmek için sayardık. Gelir Tablosu analizinde de benzer bir süreç yaşanır: aldıklarımız ve verdiklerimizle, dönemin sonunda ne elde ettiğimizi belirleriz.

Bu adımda, belirli bir dönem içinde elde ettiğimiz toplam gelirleri hesaplarız. Bu gelirler, iş faaliyetlerimizden veya diğer kaynaklardan elde edilen kazançları içerir. Bu gelirler ve onların yönetimi, Gelir Tablosu’nun dinamosu olarak işlev görür ve finansal sağlığımızın bir göstergesidir.


Peki, gelirlerimizi nerelerden elde ediyoruz?
Mal satışından mı, hizmetlerden mi, yoksa çalışarak mı kazanıyoruz? Tüm bu ana gelir kaynaklarını Gelir Tablosunun ilk bölümüne Ana Gelir olarak ekleyebiliriz.

Sonrasında, bu Ana Geliri elde ederken maruz kaldığımız maliyetleri, Ana Gelirimizin hemen altına yazıyoruz. Bu maliyetler ve Ana Gelir arasındaki farkı çıkardığımızda, Brüt Kâr elde ederiz.

Brüt kâr, işletmenin veya kişisel finansların ham kârını gösterir ve Gelir Tablosunun önemli bir bileşenidir. Kısaca, satılan şeyin ortalama maliyetleri düşülerek elde edilen ilk kârdır.

Finansal analizlerde Ciro, satışlardan elde edilen toplam geliri ifade eder ve bu bizim Ana Gelir dediğimiz kısımdır aslında.

Satılan Mal veya Hizmet Maliyeti (SMM), satış konusu olan ürünlerin yalnızca ortalama ham maliyetlerini kapsar. Yani, Ana Geliri elde ederken karşılaştığımız maliyetleri temsil eder. Ciro ile SMM arasındaki fark ise, Brüt Kârımızı oluşturur.

Brüt Kâr belirlendikten sonra, bu kârı elde etmek için yaptığımız faaliyetlerin ve diğer giderlerin maliyetlerini Brüt Kârdan düşeriz. Bu işlem sonucunda, faaliyet ve diğer giderler arındırıldıktan sonra ilk Net Kâr göstergemizi elde ederiz.


Gelir Tablosu üzerinde bu kadar durmamın sebebi, Gelir Tablosunun bir dinamo gibi çalışmasından kaynaklanıyor. Ayrıca hızlı bir gelen-giden hesabı yapmak ve kişisel bütçemizi oluştururken dengeyi görmek adına oldukça verimli bir araçtır.

Ana Gelirimizin dışında elde ettiğimiz Diğer Faaliyet Dışı Gelirleri bu ilk Net Kâra ekleyince, İkinci Net Kârımızı buluruz. Bu ek gelirler, banka faizleri, altın borsa gibi yatırımlarından elde edilen kazançlar veya kârlar gibi ana faaliyetlerimizin dışında değerlendirilen diğer gelirleri içerir.

İşletmelerde Gelir ve gider hesaplarımızı tamamladıktan sonra, vergilerimizi hesaplar ve Gelir Tablosunun Net Kâr sonucunu belirleriz. Bu net sonuç, o döneme ait finansal etkinliğimizin ve başarımızın bir özeti olur.

Bulduğumuz bu değer, tüm bilanço takımına ait olan Dengeleme Değerini temsil eder. Değer, odaklandığımız analiz konusunu dönemsel olarak değerlendirir ve ortaya çıkan sonuç, Dengeleme Değerini yansıtır. Yani kâr ya da zararı.


Bilanço Analiz Konuları Neler Olabilir?

Analiz konuları pek çok şey olabilir: kendimiz, işimiz, şirketimiz, arkadaş grubumuz vb. Umuyorum ki bu değerlendirme sonucu, sizin için de artı bir değer olur.

Kendimize ne kadar vakıf isek, bilanço da o kadar geçerli değerleri yansıtacaktır. Belki de kendini bilmeye giden yollardan biri, kendimizi ve bütçemizi bu bilanço esaslarına göre değerlendirmektir. Bu yaklaşımı denemek, kişisel finansal sağlığımızı daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.


Bilanço içerikleri oldukça ayrıntılıdır ve resmi olarak düzenlenmesi kanun kapsamındadır. Burada değinmeye çalıştığım, işletmelerdeki bu değerlendirme alışkanlığını edinmek için kısa bir giriş yapmaktı ve ‘denge’ kavramını finansal tablolar üzerinden açıklamaktı.

Bilanço ve Gelir Tablosunun temel prensiplerini kişisel ve profesyonel yaşamımıza uygulayarak, hayatımızın dengesini ve kaynaklarını daha iyi anlayabiliriz.


Katılımınız için teşekkür ederim!
Bir sonraki içerikte görüşmek üzere! Hoşça kalın!

İçerik Doğal ve Yapay Zeka ortak çalışmasıdır.

 



Yorum bırakın

KISACA HEDEFİM

Öğrendiklerimi paylaşmayı, paylaştıkça daha fazlasını öğrenmeyi ve Simbala İyilik Enerjisi ile insanların kendi sihirli dünyalarındaki eşsizliği sağlamalarına yardımcı olmayı hedefliyorum. Simbala, çözüme yönelik bir disiplin ve benzersizlik arayışında olan herkesin hayat kalitesini yükseltme ve kendini keşfetme yolculuğuna rehberlik etmek için burada.

Haber bülteni